|
BİLECİK MUZ CUMHURİYETİ Mİ? CHP millet vekili Yaşar Tüzün gazetemizin son günlerde gündeme getirdiği Gençlik spor İl Müdürlüğü ve Gençlik Merkezindeki yaşanan olaylarla ilgili zehir zemberek açıklamalarda bulunurken, Vali Musa Çolak’ı görevini yapmamakla suçladı ve AKP zihniyetinin belli olduğunu,bu iktidarda bürokratların altın çağını yaşadığını savunarak “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” misali ince bir göndermede bulunarak Bilecik’te ki tüm bürokratlara seslendi. Tüzün, Bilecik’in Valisi nerede? Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle CHP Milletvekili TBMM Divan üyesi Yaşar Tüzün, İl Başkanı Erdoğan Tüfenkçi, İlçe Başkanı Aydın Avcı, İl Genel Meclis Üyeleri Halit Gölcan ve Hikmet Turan gazetemizi ziyaret ettiler. Tüzün, son günlerde gazetemizin gündeme getirdiği Gençlik Merkezi'nde AKP Milletvekili, AKP'li Belediye Başkanları ile Gençlik ve Spor İl Müdürü'nün de protokol masasında oturduğu toplantı ve Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nün düzenlediği Almanya gezisine AKP İl Başkanı'nın, Gençlik Merkezi Müdürü'nün, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü idarecilerinin kendi çocuklarının götürülmesi ile ilgili olarak açtı ağzını yumdu gözünü. Tüzün, konuşmalarında ilk başta Vali Musa Çolak'ı görevini yapmamakla suçlarken, bir ilin Mülki Amirinin bu duruma gelmesindeki en büyük etkenin ise AKP Hükümeti olduğunu iddia etti. AKP'nin iktidara geldiği süre içerisinde çok güzel kadrolaştığını ve her makamda adamları olduğunu iddia eden Tüzün, Vali'nin bu konularla ilgili olarak gerekli işlemleri başlatmamasını da kendisinin de iktidar ile aynı çizgide olması nedenine bağladı. Tüzün, “Kimse yaptığından dolayı suçluluk hissetmiyor ve korkmuyor, niye derseniz arkalarında nasılsa AKP hükümeti var. Sorgulayan yok. Hesap isteyen yok. Yalnız bu hep böyle gitmez. Eğer ki Vali Musa Çolak bu konuyla ilgili herhangi bir işlem yapmazsa, TBMM'de gerekli işlemleri başlatacağım” dedi. 'Bürokratların çoğu en az Sayın Poyraz ve Başkan Yağcı kadar AKP'liler' Tüzün, açıklamasında hiçbir resmi daire müdürünün siyasi bir toplantıya katılamayacağını da sözlerine eklerken, “Her siyasi iktidarın kendi ekibiyle kadrosuyla çalışması doğal. İktidar gelir, kendi çalışmak istediği arkadaşını müsteşar yapar, genel müdür yapar, bölge müdürü yapar, şube müdürü yapar, ama bu AKP iktidarı bu kadrolaşmanın daha fazlasına giderek kuşatma anlayışı içerisinde. Sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri, sendikaları, meslek odalarını kuşatma anlayışını bürokraside de yaşatıyor. Dolayısıyla göreve layık olan insanların göreve gelmesi yerine, kendisine emir kulu terakki edecek insanları, bürokrat, şube müdürü, il müdürü, kaymakam, vali yaptılar. Rejimde ciddi bir tehlike söz konusu olduğu gibi, bu konu da yaşanan olaylara baktığımızda rejimin ne kadar sıkıntı içersinde olduğunu görüüz. Bir kurumun müdürü hiçbir şekilde siyasi partilerin toplantısına katılamaz. İster kendi kapısında olsun, ister kendi bünyesinde olsun, ister kendi salonunda, ister kendi müdürlüğünde. Nezaketen eğer o salon tahsil edilecekse belirli bir ücret karşılığında her partiye tahsil edilebilir. Eğer tahsil edildikten sonra o kurumun müdürü o partinin toplantısına katılıyorsa şunu söylüyor. Ben en az Fahrettin Poyraz kadar, en az Selim Yağcı kadar, en az oraya katılanlar kadar AKP'liyim demek istiyor. Ben devletin müdürüyüm demiyor, ben AKP'nin burada emrindeyim. AKP hangi çatı altında varlığını hissettirirse bende onların yanındayım mesajı vermek istiyor. İşte devletin kendi içerisinde bulunan bürokratlarının hangi noktada göreve getirildiğinin en somut örneği Bilecik'te yaşanan bu olaylardır” dedi. 'Vali Çolak neden sahip çıkıyor, çünkü oda aynı zihniyeti taşıyor' Vali Musa Çolak'la birçok daire müdürünün siyasi iktidarla aynı düşüncede olduğunu iddia eden Tüzün, 'Vali Musa Çolak tabi ki müdürü hakkında işlem yapmaz. Çünkü kendisi gibi aynı görüşte olan bir kişi var karşısında Vali de aynı düşünceyi taşıyor' dedi. Yaşar Tüzün, “Son olayda da görüldüğü gibi Gençlik ve Spor İl Müdürü ben AKP Milletvekili kadar, Belediye Başkanı kadar, il başkanı, ilçe başkanı kadar AKP'liyim. Bana sahip çıkan arkamda bir zihniyet var. Bana kim sahip çıkıyor başta kurum amiri kim bu Vali. Vali bugüne kadar niye görevini yapmadı, niye size hiçbir açıklama yapmadı. Vali niye Gençlik ve Spor İl Müdürü'ne sahip çıkıyor. Gerekli soruşturmayı başlatsana. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre devlet memurlarının siyasi partilerin toplantısına katılamayacağı nettir. Niye sahip çıkıyor, Vali'de aynı Gençlik ve Spor İl Müdürü gibi düşündüğü için ve onun uygulamalarını hayata geçirebilmek için katkı verdiği için müdahale etmiyor” dedi 'Vali ve yardımcısını TBMM'ye taşıyacağım' Türkiye'nin Muz Cumhuriyeti olmadığını Türkiye Cumhuriyeti devleti olduğunu söyleyen Tüzün, sert bir dille Vali Musa Çolak'ı şu sözleriyle eleştirdi.”Vali nerede Bilecik'in Valisi nerede, Gençlik ve Spor'dan sorumlu Vali Yardımcısı nerede, niye bugüne kadar bu soruşturmayı başlatmadılar, niye savunmasını almadılar, niye yasal işlemleri başlatmadılar. Sizlere neden açıklamada bulunmadılar. Burası Muz Cumhuriyeti değil ki. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anayasası var. Anayasa'dan herkesin almış olduğu pay var. Bu Anayasa doğrultusunda herkes görevini yapmakla mükellef. Ben bu konuda derhal Bilecik Valisi'ni, Gençlik ve Spordan Sorumlu Vali Yardımcısını göreve davet ediyorum. Eğer bu görevi yapmaz ise Vali ve Vali Yardımcısı hakkında TBMM'de gerekli çalışmaları yapacağımı belirtiyorum. İşte bu zihniyetin doğal ürünü, siyasi kadrolaşmanın, kuşatmanın ne olduğunu bu en son yaşanan olayda görmüş oluyoruz” dedi. 'Devletin malı deniz, yemeyen domuz' Tüzün, son olarak ise “Bu iktidar Türkiye'yi öyle bir noktaya getirdi ki, tabiri caizse devletin malı deniz yemeyen domuz misali bunu hayata geçirmek için siyasi iktidar, siyasi kadrolar devletin tüm imkanlarından faydalanır hale geldi. Zaten Parlamento'daki yılbaşından sonraki çalışmalara da baktığımızda da artık uzatmaları oynayan siyasi iktidar kendi yandaşına hangi kanunları çıkarttırsak menfaat görür düşüncesi ile hareket ederek kanunlar gelmeye başladı. Bilecik'te bunlar yaşanırken, Ankara'da da farklı şeyler yaşanmıyor. Ankara'da da aynı uygulama. Yurtiçine veya yurtdışına böyle aktivite yapılması kadar doğal bir şey yok. Devlet bununla ilgili ödenek veriyor. Ama bu buraya gidecek insanların niye CHP, MHP, DP, SP İl Başkanlarının oğlu değil de niye AKP il başkanının oğlu diye sorgulamak gerekiyor. Neden garibanların çocukları değil de Müdürlerin kendi çocukları. İşte Gençlik ve Spor İl Müdürü'nün zihniyeti başta teşkilata yaranabilme adına, teşkilatla iyi geçinebilme adına böyle bir yöntem izlemiş. Ben AKP İl Başkanı'nın yerinde olsam asla ve asla çocuğumu böyle bir organizasyona göndermezdim. Hatta ben iktidarda olsam kendi partime mensup İl Başkanımın dahi oğlunu göndermesine izin vermezdim. Ama maalesef bu tepedeki zihniyetin tabanda da aynı olduğunu gösteriyor. Ben devletin malı deniz yemeyen domuz zihniyetinin bugünkü iktidar tarafından hayata geçildiğini görüyorum ve ayıplıyorum, kınıyorum” dedi. EKLEYEN: HÜSEYİN ŞEHİRLİ KAYNAK:www.haber11.net |